27Nis/12

Ada’dan Mailing Haberleri Özgür Seçkiner (Digital Media Planner & Buyer)



mailingİngiltere’de mailing’e yapılan harcamalar diğer online harcamalara oranla daha düşük olmasına rağmen etkili olabiliyor. Tahminlere göre 2011 yılı sonunda mailing harcamaları toplam online harcamaların %1’i civarındaydı. Bu değerlerin 2015 yılına kadar çok fazla değişmeden kalması bekleniyor. Fakat e-mail erişimleri bütçesine göre çok yüksek.

Bazı datalara göre  Ada’daki internet kullanıcılarının %89’u e-maillerini düzenli olarak takip ediyor.  Ayrıca B2C pazarlama profesyonellerinin %66’sı  potansiyel müşterilerine ulaşmak için mailing yapıyorlar.

Pazarlama profesyonellerinin mail alıcılarını ellerinde tutmaları için mailing kampanyalarında clutter’dan kaçınmaları gerekiyor.  İnsanlar mailing listelerinden çıkmalarının en önemli sebebi olarak mesaj bombardımanını gösteriyorlar. %3’lük bir kitle ise yeteri kadar promosyon maili almadıkları için mailing listelerinden ayrıldıklarını belirtiyorlar.

Alıcıların %46’sı mesaj bombardımanından dolayı , %45’i mesajları alakasız buldukları için , %35’i zamanla ilgilerini kaybettikleri için , yine %35’i sadece bir teklifin avantajından yararlandıktan sonra mail almaya devam etmek istemedikleri için , %21’i bilgiyi aramayı bilgiyi hap şeklinde almaya tercih ettikleri için , %10’u maildeki bilgilerin sunumunu karışık veya kaotik buldukları için , %9’u şartlar değiştiği için , %6’sı ise bilgiye farklı bir yoldan ulaşmayı tercih ettikleri için mailing listelerinden ayrılıyorlar.

Internet kullanıcılarının üçte ikisi marka e-maillerini ilgilerini çektiği takdirde açabileceklerini belirttiler.  Bir bölümü de e-maili kaydedip ihtiyaçları olduğu zaman açabileceklerini söyledi.

Mailing geniş bir kitleye görece düşük bir bütçe ile ulaşmak için kullanılabilir. Pazarlama profesyonelleri uygun içerik ile doğru kitleye mailing yapılarak ulaşabilirler.

Kaynak : e-marketer

19Nis/12

İnternette 1 dakika! Bahadır Kapdan (Digital Creative Manager)



Intel firması, 1 dakika içerisinde internette neler yapıldığını araştırmış;

-277,000 kişi Facebook’a giriyor
-1,300 kişi mobil cihaz kullanmaya başlıyor
-100,000 Tweet atılıyor
-Pandora’dan 61,141 saatlik müzik yayını yapılıyor
-204 milyon e-posta gönderiliyor
-Flickr’da 20 milyon fotoğraf görüntüleniyor
-Facebook’ta 6 milyon sayfa görüntüleniyor
-Google’da 2 milyonun üzerinde arama yapılıyor
-Youtube’da 1.3 milyon video görüntüleniyor
-Flickr’a 3,000 fotoğraf yükleniyor
-320’nin üzerinde Twitter hesabı ekleniyor
-135 botnet enfeksiyonu gerçekleşiyor
-Amazon’da 83,000 dolarlık satış işlemi yapılıyor
-100’ün üzerinde LinkedIn hesabı açılıyor
-47,000 uygulama indiriliyor
-YouTube’a 30 saatlik video yükleniyor
-20 kişi kimlik bilgilerini çaldırıyor

24Kas/11

Retargeting ile Kişiye Özel Tatil Fırsatları Özgür Seçkiner (Digital Media Planner & Buyer)



İki  sene önce bayram tatili için Uzakdoğu’ya gitmeye karar vermiştim. Kalacağım şehirler hakkında bilgi almak için ilgili sitelerde gezinirken bir reklam dikkatimi çekti ve tıkladım.  Agoda adlı bu sitede uzakdoğu otel rezervasyonları yapılabiliyordu. Merkezi Tayland olan bu sitenin tüm Asya için otel seçenekleri bulunuyordu. Sitede biraz gezindikten sonra fiyatları Booking ile karşılaştırıp fark olmamasına rağmen değişiklik olması adına rezervasyonumu Agoda’dan yaptırdım.  Agoda’da rezervasyon yaptırırken ücreti de ödüyorsunuz, Booking’den tek farkı bu.  Seyahat sırasında otele ulaştığımda elimdeki voucher ile hiç problem yaşamadan otele giriş yaptım ve herhangi ekstra bir ücret de ödemedim.

Booking’de otel rezervasyonunu yaptırırken ücret ödemiyorsunuz , otele giriş yaptığınızda ücret ödüyorsunuz. Booking’de de otele girişte rezervasyon yaptığınız ücret dışında ekstra para almıyorlar. İlk bakılan rezervasyon sitelerinden birisi , kullanılabilir.

Tatilden dönüşte site gezinmelerim esnasında birçok Agoda reklamı fark ettim. Hatta neredeyse dolaştığım her sitede Agoda reklamı karşıma çıkıyordu. Cookie bazlı bir Google reklamıydı bu , her gün yeni bir fırsat sunarak  gölge gibi beni takip ediyordu. Önceden rezervasyon yaptırdığım Booking ve Select-a-room siteleri böyle bir takip yapmıyordu. Gerçekten kişiye özel bu hizmete saygı duydum ve bir dahaki Uzakdoğu seyahatimde oteli yine onlardan aldım. Yazının Devamı için tıklayın

9Şub/11

Başarı, Facebook Fan sayfalarında! Zeynep Erol (Digital Media Planner & Buyer)



Birçok markanın fan sayalarındaki başarılının sebebi sosyal ağların şu an için birçoğumuzun hayatındaki en önemli sosyalleşme alanı olarak görebiliriz. Başarılı olan markaların da bu durumdan çok doğru bir şekilde yararlanmaları gerekmekte. Herhangi bir logo seçiminde, ürün lansmanında ya da hedef kitleyle doğrudan erişebilecekleri bir durum karşısında vizyonlarına bir alternatif getirebilmeleri için sosyal ağlardan faydalanıyor olmaları çoğu zaman yeterli olabiliyor. Sosyal ağları çok doğru kullanan markalar, fan sayfalarında marka adına çok önemli kararlar veriyorlar ve bu da marka bilinirliği açısından fazlasıyla saydam bir durum meydana çıkarmaktadır.

3Şub/11

Her Marka Bir Yayıncıdır Oya Öneş Yaşayan (Head of Digital)



İş hayatım boyunca, bir çok markanın aynı zamanda bir yayıncı da olduğunu anlayamamasını, elindeki ilginç ve zengin içeriği değerlendirmek bir yana, orada olduğunu bile farketmemelerini şaşkınlıkla izledim, izliyorum. Belki içeriklerinin değerini anlayamıyorlar, belki nasıl yapacaklarını ve sürdüreceklerini bilemiyorlar, belki de çok büyük şirket olmanın getirdiği bazı engellere çarpıp, fazla uğraşmadan vazgeçiyorlar. Sebep ne olursa olsun, yurtdışında müzik, teknoloji, lezzet, futbol, gençlik, stil vb. deyince akla ilk gelen bazı markalar, ülkemizde ciddi bir yerli içerik üretemiyor veya hazır yurtdışı içeriği bile çevirip ortaya koyamıyor. Oysa devir, içerik üretme ve bunu sadece web sitesinde değil, mümkün olan tüm mecralarda özellikle sosyal medyada entegre olarak yayma devri.

TV veya gazeteler gibi yayıncıların bile bu entegrasyonu sağlayamadıklarını düşünecek olursak, markaların içeriklerini yaymayı başaramaması sürpriz değil. Sanırım, yayıncıların çoğu, sosyal medya platformlarını pazarlama hedeflerine ulaşmada destek değil, köstek olarak görüyor. Yazının Devamı için tıklayın

2Şub/11

Uzayda Check–in İzni Deniz Yılmaz (Digital Media Planner & Buyer)



Foursquare’in Nisan ayında 1 million olan kullanıcı sayısı Şimdilerde 5 milliona ulaştı.
Özellikle kullanıcı check inlerine bakıldığında başta ingiltere olmak üzere Avrupa’da , Çin, Japonya, Endonezya,Brezilya,Günay Afrika ve Türkiye’de oldukça yaygın oldugu görülmektedir.

Ancak 5 million kullanıcının içerisinde yaklaşık 390,000,000 giriştenbir tanesi diğer milyonlarca kullanıcıdan farklı olarak konuşuluyor.
Nasa ve Foursquare arasında yapılan anlaşmaya göre, Nasa'nın Foursquare sayfalarında kullanıcıların Nasa Explorer Badge'ini açabilecekleri mekanları sunmaktadır.Dünyanın dışında da check in kabul eden foursquare , Nasa Astronotu Uluslararası Uzak istasyonu Komutanı Doug Wheelock test etmek için uzayda check in yapan ilk kullanıcı oldu.

19Oca/11

Bilgilerinizi Ne Kadar Güvende Tutabilirsiniz? Bahadır Kapdan (Digital Creative Manager)



Spokeo adlı site hiç bir üyelik gerektirmeden kişisel bilgilerinizi internette aramanıza olanak sağlıyor ve bu kadarla kalmayıp Facebook gibi güvenilir sosyal ağların güvenlik ayarlarını hiçe sayarak email, adres, telefon, bloglarda yapılan yorumlarınız ve aile ağacınız gibi önemli bilgileri bulabiliyor. Ayrıca hayretlere düşürecek bir diğer özelliği ise adres bilginisinden yola çıkarak evinizin kapısına kadar görüntülüyor. Şu an için bu özellik Amerika Birleşik Devletleri için geçerli durumda.

İnternetteki gizliliğiniz konusunda hiçbir derdiniz olmamış olabilir ama yıllarca kullandığınız kullanıcı adınız ve email adresinizin (username) adeta parmak iziniz kadar önemli olduğunu aramalar sırasında göreceksiniz.

Spokeo

Spokeo, kendisini bir telefon rehberine benzetse de, ayda 2.95$ ödeyen herkese sizin hakkınızdaki kayıtlı tüm bilgileri getirerek detaylı bir profil çıkartmasını sağlayabilir.

Bilgilerinizi ne kadar güvende kontrol etmek isterseniz Spokeo’e burdan erişebilirsiniz.

10Ara/10

Demografik mi, Davranışsal mı? Oya Öneş Yaşayan (Head of Digital)



Dijital pazarlamada iki farklı segmentasyon tekniği kullanıyoruz: demografik ve  davranışsal. Peki, hangisi daha iyi? Yanıt, hangi problemi çözmeye çalıştığımıza bağlı.

Demografik segmentasyon, geleneksel pazarlamada sık kullanılan bir hedefleme tekniği. Potansiyel tüketicileri demografik kriterlere göre katmanlandırıp, her katmana farklı bir pazarlama iletişimiyle yaklaşıyoruz. Geçmiş kampanyalardan öğrendiklerimizi de baz alarak, hangi katmanın hangi tip mesaja daha iyi yanıt vereceğini tahmin etmeye ve yatırımın geri dönüşünü artırmaya çalışıyoruz.

Dijital pazarlamada da kullanılan bu tekniğin verimliliği, hedef kitle hakkında toplanabilen bilginin derinliğine bağlı. Segmentasyon yapabilmek için gereken datayı, kullanıcı bazlı internet ölçümleme araştırmasından, reklamverenin tüketici veritabanlarından ya da online anketlerden elde ediyoruz. Sektörel ölçümleme datasını veya anket verisini, kampanya hedef sitesinin analiz datasıyla entegre ettiğimizde, örneğin farklı demografik grupların conversion oranlarını karşılaştırabiliyor ve medya planlama stratejimizi yüksek potansiyelli kullanıcı segmentleri etrafında kurgulayabiliyoruz.

Etkili bir metod olsa da, demografik segmentasyonda, kullanıcılardan data toplamak zor olabiliyor. Buna karşın, davranışsal segmentasyonda data toplamak çok daha kolay. Kullanıcıların davranış datası, web sitesindeki gezintilerinin rotası, interaksiyon tipleri ve süreleri, istatistik analiz araçları yardımıyla karşımızda, filtrelenmeye ve katmanlandırılmaya hazır.

Bazı bast davranışsal segmentasyon metodları oldukça  basit ve etkili:  Hedef sayfayı kullanının geldiği siteye göre optimize etmek bunlardan biri. Kullanıcının siteyi her ziyaretinde farklı bir içerik / reklam görmesi de bir başka yöntem. En çok kullanılan davranışsal segmentasyon taktiği yenilik, frekans ve gelir (RFM – recency, frequency, monetary). Amerikan katalogla satış şirketlerinin geliştirdiği tekniğe göre, müşteriler, en son ne zaman, ne sıklıkla ve kaç paralık alışveriş yaptıklarına göre kategorize ediliyor. Elbette en değerli müşteri katmanını, son dönemde, sıkça ve bol para harcayarak alışveriş yapmış olanlar oluşturuyor, bu gruba yapılan pazarlama da diğerlerinden farklı oluyor. Öte yandan, yeni bir müşteri (yenilik bakımından iyi ama frekans bakımından kötü müşteri) başka bir fırsat sunuyor: ona tekrar tekrar alışveriş yaptırmak en önemli hedef haline geliyor.

Peki, hangisini seçmeli? Birçok analiz tekniğinde olduğu gibi, seçilecek yöntemin iyiliği çözülmek istenen probleme bağlı. Siteye ziyaretçi çekmek istediğimizde demografik segmentasyon tekniklerinden yararlanırken, amaç müşteri tutmak ise, RFM gibi klasik davranışsal taktikler daha yararlı olabiliyor. Hangi yaklaşım olursa olsun, dijitalin “one-size-fits-all” pazarlamaya son verdiği çok açık.